Hollanda’daki Tüm Uygur ve Doğu Türkistan Adlı Örgütlere Acil Çağrı

Çin’in sömürgeci politikalarına ve Uygurların kimliğine karşı yapılan her türlü adaletsizliğe sesimizi yükseltmek, milletimiz karşısındaki sorumluluğumuz ve zorunluluğumuzdur.
“2025 yılı 10 Temmuz’da Amsterdam Şehir Parlamentosu’nda “Doğu Türkistan” adının resmi olarak kabul edilmesi, Uygurların kimlik mücadelesinde tarihi bir adım oldu. Ancak bu kararın Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema tarafından reddedilmesi, diasporadaki Uygurların gönlünü kırdı. Bu konuda sessiz kalmamalıyız.
Hollanda’daki Uygur ve Doğu Türkistan örgütlerinin birlikte hareket ederek Femke Halsema hanımın sözlerine tepki göstermesi, şu anki acil görevimizdir. Bu münasebetle Hollanda’daki tüm Uygur ve Doğu Türkistan adlı örgütlere ciddi çağrı yaparak, aşağıdaki iki önemli nokta temelinde işbirliği konusunda düşündüklerimi paylaşmak istiyorum:
Belediye Başkanının Reddetmesine Karşı Tepki Mektubu Yazılması
Geçen hafta yani 10 Temmuz’da Amsterdam Parlamentosu’nda Denk Partisi milletvekili Süleyman Koyuncı’nın önerdiği “Xinjiang” adının “Doğu Türkistan” olarak değiştirilmesi teklifi parlamentoda kabul edilerek, diasporadaki tüm Doğu Türkistanlıları sınırsız sevindirdi.

Hepimiz Süleyman Koyuncı efendimize teşekkürümüzü bildirmiş olsak da, ne yazık ki Doğu Türkistanlıları gurur duygusuna gark eden bu tarihi siyasi karar, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema hanım tarafından “Doğu Türkistan” adının bölücü karaktere sahip olduğu, uluslararası arenada ortak tanınmayan siyasi bir ad olduğu gerekçesiyle reddedilmesi, anavatan topraklarımızın tarihi ve kültürel kimliğine hakaret olup diasporadaki Uygurların milli gururunu incitti.
11 Temmuz’da “Uygur Çayhanesi Sohbet Platformu”nda “Amsterdam Parlamentosu’nda Tarihi Karar: Doğu Türkistan İsmi Kabul Edildi” başlığı altında Süleyman Koyuncı efendimle canlı söyleşi gerçekleştirip, kendisine tüm Doğu Türkistanlılar adına teşekkür ettim.
Söyleşide hem bu tarihi kararın nasıl gerçekleştiği, bunun önemi, aynı zamanda Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema hanımın reddetmesinin sebebi hakkında Süleyman Koyuncı efendim son derece iyi açıklama verdi.
Canlı söyleşi sırasında “Biz Hollanda’daki Uygurlar ve Doğu Türkistan adlı örgütler olarak Femke Halsema hanımın reddetmesine karşı tepkimizi ifade eden mektup yazsak olur mu?” diye sorduğumda, “Yazarsanız olur, ayrı ayrı yazmayın, tüm örgütler birlikte yazarsanız iyi olur” dedi.
Bu nedenle Hollanda’daki tüm Uygur ve Doğu Türkistan adlı örgütler ciddi şekilde örgütlenerek bir mektup hazırlayıp, tüm örgütlerin imzasıyla Amsterdam Şehir Yönetimi Başkanı Femke Halsema hanıma hem e-posta hem de posta yoluyla ayrı ayrı iki nüsha göndererek, onun neden “Doğu Türkistan”ı bölücü niyeti olan bir isim olarak adlandırdığı konusunda açık cevap vermesini talep edelim.
Mektupta ayrıca, Çin işgalci hükümetinin Tibet’i “Şizang” olarak adlandırdığını, ancak Çin dışındaki tüm devletlerin “Şizang” demeyip “Tibet” dediğini, bunun bölücü niyeti olmadığını, ancak Tibet ile benzer kaderi paylaşan Çin işgalci hükümeti işgali altındaki sömürge “Doğu Türkistan”ın bölücü niyeti olduğunu neye dayanarak söylediğine sert tepki vererek, onun Doğu Türkistanlıların milli gururuna karşı söz söylediğine tepkimizi ifade edelim.
(Bu konuda örgütlerin bir araya gelerek itiraz mektubunu yazmadan önce, ayrıntılı olarak her örgütün fikrini ortaya koyup tartışsak daha iyi fikirler ortaya çıkacak.)
Yarkand Katliamı’nı Anma ve Protesto Gösterisi
28 Temmuz, Çin hükümetinin 2014’te Yarkand’da Uygurlara yönelik gerçekleştirdiği Yarkand Katliamı’nın 11. yıldönümüdür. Bu vesileyle, Amsterdam Belediye Binası önünde bir gösteri düzenleyerek hem katliamı analım hem de belediye başkanının kararına karşı bir protesto bildirisi sunalım. Protesto mektubumuzu da o gün belediyeye resmi olarak teslim edelim.
Gösteriyi, mektuba imza atan tüm Uygur ve Doğu Türkistan kuruluşları ortaklaşa düzenlesin. 20 Temmuz’a kadar gösteri için resmi izin başvurusu yapalım.
Amsterdam yerel televizyon kanalı TV5 ile iletişime geçerek gösteri hakkında canlı yayın röportajı yapmaları için davet edelim. Röportajda, “Doğu Türkistan” adının tarihi ve kültürel önemini ve Tibet ile benzerliğini vurgulayalım.
Sonuç olarak, bu hafta içinde acilen bir araya gelerek yukarıdaki iki öneriyi tartışıp bir karara varalım. Hollanda’daki tüm Uygur ve Doğu Türkistan kuruluşları bu konuda ciddi bir şekilde düşünerek protesto mektubunu hızla hazırlasın ve gösteri için erkenden izin başvurusu yaparak kapsamlı bir hazırlık yapalım.
Çağrının Önemi
Amsterdam Şehir Meclisi’nin “Doğu Türkistan” adını kabul etmesi, Çin hükümetinin sömürgeci politikalarına karşı atılmış siyasi bir oktur. Bu karar, Hollanda’da ve uluslararası toplumda Çin’e karşı güçlü bir siyasi sinyal olup, Uygurların haklı mücadelesini destekleyen ve tarihi kimliklerini tanıyan önemli bir adımdır. Çin’in “Xinjiang” adını uluslararası topluma dayatma çabalarına karşı güçlü bir yanıt olmuştur. Ancak, Femke Halsema’nın reddi ve üç ay önce Hollanda Parlamentosu’nda benzer bir önerinin reddedilmesi, Uygurların kimlik mücadelesindeki zorlukların devam ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle, Hollanda’daki kuruluşlar birleşerek bu tarihi kararı savunmalı ve Çin’in sömürgeci politikalarına karşı mücadele etmeyi sürdürmelidir. Diasporadaki Doğu Türkistan kuruluşları, bulundukları ülkelerin parlamentolarında bu konuyu gündeme taşımaya devam ederek sesimizi uluslararası alanda güçlendirmelidir. Bu fırsatı sıkıca değerlendirelim! Hollanda’daki hareketimiz, diğer ülkelerdeki Uygurlara da örnek olabilir.
Abdurehim Gheni Uygur
Yazım Tarihi: 17 Temmuz 2025
Bu konuyla ilgili ”Uygur Çayhanesi Sohbet Platformu“nin bağlantısı: