Uygur yeni çağ eğitiminin kurucusu, İslahatçı alim Abdukadir Damolla anısına

Alimler kendi ilimlerini çevreye riyasız yaydıklarında, onların her sözünden bal-şeker damladığında, alem nura dolup zamanın karanlığı aydınlanırdı.
Bu gaflet zamanı değil, uyanış zamanıdır.
Abdukadır Damollam’nın hikmetlerinden
Bugün Ağustos 14’ü, Uygur yakın çağ tarihindeki ünlü dini alim, Cedidçilik (yenilikçi, ileri) hareketinin dahisi, Cedidizm düşüncesi ile Uygur yeni maarifine temel atan, milliyetperver düşüncesi ile Uygurların toplumsal hayatına ve yakın çağ tarihine güçlü etki eden ünlü islahatçı Abdukadır Damolla’nın katledildiği gündür. Abdukadır Damollam’nın öldürülmesi Uygur yakın çağ tarihindeki en büyük kayıptır.
Abdukadır Damolla 1862 yılında Doğu Türkistan’ın Atuş şehrinin Meşhed köyünde Abdulvaris adında okumuş bir kişinin ailesinde dünyaya gelmiştir. Meşhed, Karahanlılar hanları arasında ilk kez İslam dinini kabul eden han – Sutuk Buğrahan ve onun ustası Ebu Nasır Samani’nin defnedildiği ünlü yerdir.
Abdukadır Damolla temel eğitimini Meşhed’deki “Hazreti Sultaniye” medresesesinde almıştır. 15 yaşında Kaşgar’daki yüksek öğrenim kurumu olan Hanlık Medresesinde okumuş ve daha yüksek öğrenim için Buhara’ya giderek birkaç yıl ilim tahsil etmiştir. Buhara’daki dönemlerinde İslam dünyasındaki büyük alimlerden İbn Teymiyye , İbn Kayyim el-Cevziyye, Cemaleddin Afgani ve Şeyh Muhammed gibi alimlerin eserlerini derinlemesine araştırmıştır. Buhara’daki Cedidçilik maarifi onun düşüncesine güçlü etki etmiştir.
1900’lerin başında Buhara’daki öğrenimini tamamlayıp Kaşgar’a dönerek bir süre müderrislik yapmıştır. 1906 yılında hac niyetiyle Suudi Arabistan’a gitmiştir. Hac farzını yerine getirdikten sonra, dünya durumunu gözlemlemek için İstanbul’a, sonra Mısır’a gitmiştir. Mısır’daki döneminde ünlü mütefekkir, İslam alimi, siyasetçi Şeyh Reşid Rıza, “Al-Liwā” gazetesinin kurucusu, siyasetçi, yazar ve gazeteci Mustafa Kamil Paşa gibi şahsiyetlerle görüşerek Doğu Türkistan’ın durumunu ve Uygur halkının ahvalini tanıtmıştır.
Abdukadır Damolla bilgisi bol, fikri keskin, vatan ve millet duygusu güçlü bir kişi olduğu için her ülkedeki ilerici, ıslahatçı kişilerle derin ilişkiler kurmuş, milletin gözünü açmak için yeni maarif olmazsa olmazlığını kavrayıp Kaşgar’a dönmüştür.

Onun “Usul-i Cedit Vacip” dediği doğru fetvası ve yeni maarif hakkındaki konuşmaları Kaşgar’daki müteassıpların güçlü karşılaştığı dirençle karşılaşmıştır. Cahil güçlerin dışlaması ile Abdukadır Damolla Kaşgar’da duramayıp 1909 yılında yine Kokan, Taşkent, Buhara taraflarına çıkarak, bir süre Orta Asya ıslahatçılarının Cedidçilik hareketleri ile uğraştıktan sonra “Cevahir’ul-Hikan”, “Miftah’ul-Edep” gibi kitapları yazıp yayımlatmış, ayrıca gazetelerde makaleler yazarak güçlü etki uyandırmıştır.
Abdukadır Damolla 1911 yılında Almatı üzerinden Ghulja şehrine gelmiştir. Ghulja olsa gelişim ve yeni maarifi yola koyma bakımından Doğu Türkistan’daki şehirlerin önündeydi. Bu yıllarda Ghulja’da Musabayuf kardeşlerin açtığı yeni okullar vardı. Abdukadır Damolla kendi Cedidçilik düşüncesine göre bu okullara din ile fenni birleştirip öğretme fikrini ortaya koyarak, Usul-i Cedit’in eski öğretim yönteminden çok daha ileri ve verimli olduğunu açıklamıştır. Ghulja’da bir süre kalarak kendisiyle aynı fikirde olan kişilerle tanışmış ve fikir alışverişinde bulunmuştur.
1912 yılında Abdukadır Damolla yeni maarifi Kaşgar’da canlandırmak amacıyla Kaşgar’a vararak, öğretim yöntemi, öğretim içeriği ve öğretim materyalleri hakkında bir süre ıslahat yapmak istemiştir.
Kaşgar tarihteki ilim-irfan beşiği sıfatıyla dünyaca tanınmış olsa da, sonraki devirlerde cahil dindarlarin bölücülüğü ve işgalci Mançu hakimiyetinin zulmü yüzünden harap olup hurafe bataklığına saplanmıştı. Abdukadır Damolla cehalette, kölelik esaretinde yaşayan halkının durumuna bakıp sonsuzca acınır, onların gözünü açmak için başlattığı yeni maarif hareketi yine dirençle karşılaşır.
Abdukadır Damolla 1918 yılında Orta Asya’ya bir kez daha seyahat eder. Bu seyahat sırasında üç yıl kadar Orta Asya ülkelerinde inceleme ve araştırma ile uğraşır, milletin kaderi üzerinde ciddi düşünür, 1921 yılında Kaşgar’a döner. Bu sefer Abdukadır Damolla’nın etkisiyle Kaşgar’da “Genç Kaşgarlılar” adında bir grup Cedidçi ruhlu aydın ortaya çıkar. Bu arada Abdukadır Damolla kendi ünlü eseri “Nasihat-ı Amma”yı yazıp, bastırıp dağıtır. Bu eser düşüncesinin ileriliği, dilinin halk tarafından anlaşılırlığı ile Uygurların çağdaş düşünce ve edebiyat tarihindeki ilk temsili eser olur. Bu eserin etkisiyle insanlarda milli bilinç uyanmaya başlar.
Abdukadır Damolla halk içinde en nüfuzlu zatlardan biri olarak tanınmaya başlar. Onun faaliyetlerinin etkisiyle Kaşgar’da manevi açıdan canlanma ortaya çıkar. Onun Cedidçilik faaliyetleri sadece Kaşgar’da değil, bütün Doğu Türkistan’da etki uyandırır, insanlar kendi kimliklerini ve geleceklerini tanımaya başlar. Kaşgar’daki cahil güçler Abdukadır Damolla’nın halk içinde gün geçtikçe artan etkisi ve nüfuzu karşısında titrer, ona açıkça karşı çıkmaya cesaret edemez.
1924 yılında Abdukadır Damolla Kaşgar’da öğrencileri örgütleyerek geniş çaplı protesto düzenler, misyonerlerin propaganda materyallerini yakıp, basım makinelerini parçalayıp atar. Kaşgar’daki İngiliz, İsveç, Rus konsoloslukları bundan şiddetle rahatsız olur. Kaşgar valiliğine Abdukadır Damolla hakkında şikayette bulunup onun faaliyetlerini kısıtlama konusunda baskı yaparlar. Kaşgar valiliğinin planlaması ile hain münafık Ahmed Mezin, Abdukadır Damolla’yı 1924 yılı Ağustos 14’ü sabah vakti 54 yaşında canina kast etmiştir .

Abdukadır Damolla’nın şehit edilmesi Uygur halkı için büyük bir kayıp olup, bu kanlı olay bütün Orta Asya’yı da sarsar. Bu gün Uygurlar tarihindeki en utanç verici günlerden biridir. Biz bu günü Abdukadır Damolla’yı derinden anma içinde anıyor ve ruhuna dua ediyoruz.
Bugün bile Uygurlar arasında Abdukadır Damolla’nın yeni maarif düşüncesini beğenmeyen dindarlar vardır. O dönemin Kaşgar’ındaki cahil güçler bugün de kaybolmuş değildir. Onlar yeniliği, ilerlemeyi kabul etmezler, Kuran ile elifbayi ezber yapmaktan başkasını ilim saymazlar, insan ruhiyatına sağlıklı besin veren türkü-müzikleri haram diye yasaklarlar. Kafası bin yılda da taş kesilmiş gibi duracak böyle Uygurlar Ahmed Mezin denilen münafığa benzer cahil, aptal, sığ, ahmak ve kördür. İslam dini bunların elinde en iğrenç şeye dönüşür.
Tarihten ibret aldığımız zamanımızda, tarihi bugün için ayna yapmayı da unutmamamız gerekir. Geçmişi bugün için hizmete koşarız dediğimizde, Abdukadır Damolla’nın ıslahatçılık, maarif ruhunu sürekli canlandırmamız, Ahmed Mezin gibi kara cahil, bıçakçı sufilerin ruhlarını kovmamız gerekir.
Abdurehim Gheni Uyghur
Yazım tarihi : 14 Ağustos 2025